Ortaokul · 6. Ünite · 4. Konu

Peygamberimizin Güzel Ahlakı

Peygamberimizin Güzel Ahlakı konusu üzerine ders metni, âyet-hadis ışığında açıklamalar ve uygulama önerisi.

Efendimizin Hilmi (Yumuşak Huylu Olması) ve Affediciliği

Hilm, insanın, kendisini öfkelenmesi hâlinde, kontrol altına alması, intikam alma fırsatı doğduğunda affedici olması,hoş olmayan şeylere karşı sabretmesi mânâlarına gelir. Hilm, ağırbaşlılık, sabırlılık ve yumuşak huyluluk demektir.

Peygamberimiz, yumuşak huyluluğu ve affediciliği sayesinde her türlü cahiliye kabalığına karşı koyabilmiş ve paslanmış gönüllere girebilmiştir.

Hilm, Resûlullah’ın insanları İslâm’a davette kullanmış olduğu altın bir anahtar gibidir. O bu anahtarı en iyi bir şekilde kullanmış; onunla, son derece inatçı olan Mekke ve civarındaki insanları Allah’a davet etmiştir. Şayet Hz. Peygamber’in bu eşsiz hilmi olmasaydı, getirdiği gerçekleri insanlara bu kadar kısa bir zamanda ulaştırması ve neticeyi elde etmesi çok zor olurdu.

Efendimizin Gavresi Affetmesi

Bir yolculuk sırasında öğle molası vermişlerdir. Uzanıp, dinlenmek için arkadaşlarının kamp kurduğu yerden hayli uzakta bir ağacın gölgesini seçmiştir. Yattıktan bir süre sonra Gavres isminde, inançsız ve kendine diş bileyen bir kabile reisi tarafından fark edilir. Gavres’in kalbi sevinç ve heyecanla dolar. Bu gafil anından yararlanıp Hz. Muhammed’i (asv) öldürecek ve bütün Araplar arasında bitmez bir üne kavuşacaktır. Heyecanlı ama sessiz, parmaklarının ucuna basarak yanına kadar sokulur. Usulca uzanarak ağacın dalına asılı olan Hz. Muhammed’in (asv) kendi kılıcını alır ve olayın farkında olmayan, gözleri kapalı Hz. Muhammed’in (asv) boğazına dayar. Soğuk çeliğin temasıyla gözlerini açan Hz. Muhammed (asv) başucunda gururla sırıtan Gavres’i görür. Gavres ise artık zaferinden emin, bu anın zevkini çıkartmak ister. Şımarık bir tavırla sorar:

“Ey Muhammed, şimdi seni benim elimden kim kurtarır?”

Görünüşte haklıdır da, çünkü elindeki kılıcı iki santim itmesi Hz. Muhammed (asv) için dünya hayatının sonu anlamına gelecektir. Fakat O’nda (asm) hiçbir heyecan ve korku eseri görülmez. Gavres’in sorusuna; “Allah!..” diye haykırarak cevap verir.

Ve o anda “Allah” nidasının dehşeti karşısında, Gavres tepe üstü, yere yuvarlanır, elindeki kılıç fırlar gider. Sonra onun kendini toplamasına fırsat vermeden hızla kalkan Hz. Muhammed (asv), kılıcını alır ve hala sırtüstü yatmakta olan Gavres’in boğazına dayar. Az önceki durum şimdi tam tersine dönmüştür. Mütebessim ve sakin bir şekilde sorar:

“Ey Gavres! Şimdi benim elimden seni kim kurtaracak?”

Ne yazık ki Gavres’in “Allah”, deme şansı yoktur. Çünkü o inançsızdır. Fakat son derece zeki bir insan olduğunu verdiği cevapla da kanıtlar: “Ey Muhammed! Herkes kendine yakışanı yapsın.” Hayat kurtaran bu zeki cevap karşısında Hz. Muhammed (asv) kılıcını geri çeker ve: “Haydi git, serbestsin.” der.

Kişinin Hatasını Yüzüne Vurmazdı

Allah Resûlü muhatabını asla mahcup etmezdi. Bazı hatalara göz yumar, beğenilmeyen hareket ve davranışta bulunan olsa bile onu mahcup etmez, hatalarını yüzüne vurup utandırmazdı. Hiç kimseyi kusurları sebebiyle -bilhassa başkalarının yanında- küçük düşürmezdi. Peygamber Efendimiz muhataplarına karşı son derece yumuşak ve müsamahalı davranırdı. Allah Resûlü, yanında oturan bir kimsenin net olarak anlayabileceği şekilde, tane tane konuşurdu. Kötü söz söylemez, çirkin iş yapmazdı. Sokakta bağırmaz, kötülüğe kötülükle karşılık vermez, insanları rahatsız edici hâl ve tavırlarda bulunmazdı.

Hediyeleşmeye Önem Verirdi

Peygamberimiz, hediyeleşme üzerinde ısrarla durmuştur. Hediyeleşmenin sevgiyi artırdığına dikkat çeken Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) hem hediye alır hem de karşılığında bir şeyler hediye ederdi.

Hediyeleşmenin insanları nasıl birbirine yaklaştırıp sevdirdiğini anlatmak için de: “Hediyeleşiniz; zira hediye, kalpteki kin ve nefreti yok eder.” buyurmuştur. Verilen hediyenin küçük görülmemesini ve kabul edilmesini istemiştir.

Peygamberimiz, hediyeye mutlaka karşılık verilmesini tavsiye etmiştir: “Kime bir hediye gelirse, karşılıkta bulunsun. Verecek bir şeyi olmazsa senâda bulunsun. Kim senâda bulunursa teşekkür etmiş olur. Kim de (senâ etmez) ketmederse nankörlük etmiş olur.” Peygamberimiz özellikle kendisine gelen heyetlere hediye vermeyi ihmal etmezdi.

Bu tarz hediyelerin öneminden dolayı ölüm döşeğinde şu tavsiyede bulunmuştu: “Size gelecek heyetlere, benim yaptığım şekilde hediye verin.” Çünkü kendisi hediyeyle pek çok gönle girmiş ve hediyeyi İslâm’ın anlatılması ve sevdirilmesinde önemli bir vesile olarak kullanmıştır.

Enes (r.a.) diyor ki:

“…Resûlullâh bir gün beni bir yere göndermek istedi. Ben: «Vallâhi gitmem.» dedim. Hâlbuki içimden gitmeye karar vermiştim. Çünkü emri veren Allâh’ın Nebîsi idi. Yola çıktım, sokakta oynayan çocukların yanlarına vardım (ve orada oyalandım). Derken Allâh Resûlü arkamdan gelerek ensemden tuttu. Dönüp baktığımda gülümsüyordu.

Enescik! Söylediğim yere gittin mi?» diye sordu.

–Hemen gidiyorum yâ Resûlallâh!» dedim.”

Bana ne kızdı ne vurdu ne de kötü bir söz söyledi çünkü o çok hilm sahibiydi.

Âyet

“Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin.” — Kalem Sûresi, 4. ayet

Hadis

Peygamberimiz gönderiliş gayelerinden birinin güzel ahlakı tamamlamak olduğunu bildirmiştir.

Düşünelim

Peygamberimizi sevdiğimizi söylemekle onun ahlakını örnek almak arasında nasıl bir bağlantı vardır?

Bu Haftanın Uygulaması

Peygamberimizin güzel özelliklerinden birini seç: doğruluk, sabır, merhamet, güler yüz, cömertlik, tevazu veya affedicilik. Yedi gün boyunca özellikle bu özelliğe dikkat et.

Video Önerisi