Ortaokul · 6. Ünite · 3. Konu
İsmet ve Günaha karşı Hassasiyet
İsmet ve Günaha karşı Hassasiyet konusu üzerine ders metni, âyet-hadis ışığında açıklamalar ve uygulama önerisi.
İsmet günahsızlık, suçsuzluk ve masumluk gibi yüce bir hali ifade eder ki beşer semasının güneşleri olan enbiyayamahsus bir hàldir. Ve onların temel sıfatlarından biridir.
Evet, o yüce zâtlar hiçbir zaman gizli-açık, küçük-büyük herhangi bir günaha yaklaşmadıkları gibi; her türlü kusur, hatâve şâibeden de son derece kaçınmışlardır. Öyle ki, mesela; Hz. Yâhya (as) ne günah işlemiş ne de günah işlemeyi düşünmüştür. Onların hikmetin olan sürçmelerine ihtimal verilse bile; gelen vahy-i semavi o sürçmelerini hem tashih etmiş hem de affedildiklerini bildirmiştir.
İsmet, ayrıca günahlardan kaçınmak melekesine sahip olmak manasına da gelmektedir ki, bu manaya gelen İsmet’esahip olmak için peygamber olmak gerekmez. Sağlam bir irade, ciddï bir azim, kâmil bir iman, tam bir teslimiyet ve samimi bir arkadaş çevresi sayesinde ve Cenabı Hakk’ın inayetiyle insan bu ulvî hãli kazanabilir. Nitekim tarihte binlerce asfiya ve milyonlarca evliya bunun en açık delili olduğu gibi; zamanımızda binlerce genç de bunun en canlı şahidi ve alâmetidirler.
Efendimizin (sav) İffeti
Kur’ân ve hadîsde,iffet tabirinin iki farklı boyutta ele alındığı görülür.Birincisi,‘temelluk (dalkavukluk) ve dilencilik yapmamak, başkalarının elinde avucundakine karşı müstağni olmak’; diğeri ise, ‘nefsin şehevânî isteklerine boyun eğmemek, harama meyleden uzuvları, eli-ayağı, dili-dudağı, gözü kulağı günahlardan korumaktır.
Ensâr’dan bazı kimseler Resûlüllah’dan (sav) ihtiyaçlarını karşılayacak kadar mal istemişlerdi.O-da isteyen herkese muhakkak verirdi. Nihayet yanında infak edilecek hiçbir şey kalmayınca, şöyle buyurdu: “Yanımda bulunan ne kadarmal varsa, onları sizden asla esirgemem. Şunu da iyi bilin ki, kim (istemeyip) iffetli kalmayı dilerse, Allah onu iffetli kılar. Kim de sabretmeye çalışırsa, Allah ona sabır ihsan eder.
Allah Resûlü (sav) de ömür boyu iffet âbidesi olarak yaşamış, kanaatkârlığın zirvesini tutmuş ve bu hâliyle de onlaraörnek olmuştu. Yeri gelmiş hurma lifinden dokunmuş hasır üzerinde yatmış, yeri gelmiş evinde ocak yanmadığı içingünlerce açlık çektiği olmuştu. Fakat bütün bunlara rağmen ne kendisi ne de ashabı, yaşadıklarından dolayı bir kez olsun sitemde bulunmamışlar, istiğna derinlikli afîf bir hayat sürmenin en güzel örneğini sergilemişlerdi. Resulü Ekrem(sav), sabah- akşam Rabbinden“Allahım, Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliğiyle beraber başkalarına muhtaç olmayacak kadar rızık istiyorum diye dua ve niyazda bulunur.
Efendimiz mahşerin dehşet verici tehlikelerinden ‘Allah’ın gölgesine’ sığınarak korunacak olan yedi grup insanı anlatırken, bir iffet kahramanından bahsetmiştir. Öyle ki, şehevânî isteklerine karşı alabildiğine kararlı bu babayiğit insan, güzellik ve servet sahibi bir kadının günaha davetini “Ben Allah’tan korkarım” çığlığıyla reddedebilmiş ve iradeile aşılamaz gibi görünen bir akabeyi iffetiyle aşabilmiştir.
Efendimiz mağarada mahsur kalan 3 kişiyi anlatırken “Allah’ım! Amcamın bir kızı vardı. Onu herkesten çok seviyordum. Ondan kâm almak istedim, fakat bana hiç yüz vermedi. Bir kıtlık senesinde elime düştü ve ona kendini teslim etmesi karşılığında yüz dinar verdim, mecburen kabul etti. Ne var ki arzuma nail olacağım sırada, “Allah’tan kork ve bana nikâhsız dokunma!” diye inledi. Ben de, o söz üzerine, insanlar arasında en çok sevdiğim kimse olduğuhâlde onu bıraktım, verdiğim parayı da geri almadım. Allahım, eğer bunu Senin rızan için yapmışsam, bizi bu sıkıntıdan kurtar!” diyerek iffetini muhafaza edişini makbul bir amel olarak Allah’a arz eder ve kurtulurlar.