Lise · 1. Ünite · 4. Konu
İkinci Lem’a — 5. Nükte
Asıl ve zararlı olan musibet, dine gelen musibettir. Böyle bir musibetten her vakit Cenâb-ı Hakk’ın dergâhına sığınıp feryat etmek gerekir.44
Beşinci Nükte
Üç meseledir.
Birinci Mesele
Asıl ve zararlı olan musibet, dine gelen musibettir. Böyle bir musibetten her vakit Cenâb-ı Hakk’ın dergâhına sığınıp feryat etmek gerekir.44
Dinle ilgili olmayan musibetler ise hakikat noktasında musibet değildir. Bir kısmı Rahman’ın ihtarlarıdır. Nasıl ki bir çoban, başkasının tarlasına giren koyunlarına taş atsa, koyunlar o taşın kendilerini zararlı bir işten kurtarmak için bir ihtar olduğunu hisseder ve memnun bir şekilde geri döner.45 Aynen öyle de, musibet gibi görünen pek çok hadise var ki, aslında ilahî birer ihtar, birer ikazdır. Onların bir kısmı günahlara kefarettir.46 Bir kısmı da gafleti dağıtıp yaradılışında bulunan aczini ve zayıflığını bildirerek insana bir tür huzur verir.
Musibetin hastalık olan türü, daha önce geçtiği gibi, aslında musibet değil, Rabbanî bir iltifat ve bir arınma vesilesidir.47 Rivayet edilen bir hadiste, “Bir ağacı silkeleyince ermiş meyveleri nasıl düşerse sıtma titremesinden de günahlar öyle dökülür.”48 buyruluyor.
Hazreti Eyyûb (aleyhisselam) nefsinin rahatı için dua etmemiş. Hastalık, diliyle zikre ve kalben tefekküre mâni olduğu zaman kulluk yapabilmek için şifa istemiş.
Biz o yakarışla –birinci maksadımız olarak– günahlardan gelen ve ruhumuzda açılan manevî yaralarımızın iyileşmesine niyet etmeliyiz.
Maddî hastalıklardan, kulluğa mâni oldukları zaman Allah’a sığınabiliriz. Fakat itiraz ve şikâyet eder gibi değil, kendi kusurunu ve hiçliğini bilerek, yardım dilercesine iltica etmek gerekir. Madem O’nun rubûbiyetine razıyız, rubûbiyeti ile verdiği şeye de rıza göstermek lâzım.
Kaza ve kadere itirazı hatırlatır bir tarzda “Ah! Of!” deyip şikâyet etmek, kaderi bir tür tenkittir, Cenâb-ı Hakk’ın engin merhametini ithamdır. Kaderi tenkit eden, başını örse vurur, kırar. Rahmeti itham eden, rahmetten mahrum kalır. Kırılan bir elin intikamını almak için o eli kullanmak, nasıl ki iyice kırılmasına sebep olur. Aynen öyle de, musibete düşen insanın onu itiraz edercesine şikâyet ve merakla karşılaması musibeti ikiye katlar.
İkinci Mesele
Maddî musibetler büyük görüldükçe büyür, küçük görüldükçe küçülür. Mesela, gece insan gözüne bir hayal iliştiğini zanneder; ona önem verirse o hayal şişer, umursamazsa kaybolur. Hücum eden arıların, iliştikçe daha çok saldırmaları, ilgisiz kaldıkça dağılmaları gibi, maddî musibetler de büyük gördükçe, önem verdikçe büyür. Merak vasıtasıyla o musibet maddî olmaktan çıkar, kalpte de kökleşir, manevî bir musibeti netice verir, ona dayanır ve devam eder.
Ne vakit o merak, kazaya rıza ve tevekkül vasıtasıyla yok edilirse, maddî musibet hafifleye hafifleye kökü kesilmiş ağaç gibi kurur gider. Bu hakikati ifade etmek için bir zaman şöyle demiştim:
Bırak ey bîçare feryadı, belâdan tevekkül kıl. Zira feryat belâ içinde belâ, hata içinde belâdır bil. Eğer belâ vereni buldunsa, safa, lütuf ve ihsan içinde belâdır bil. Eğer onu bulamazsan, bütün dünya cefa ve fenâ içinde belâdır bil. Cihan dolusu belâ başındayken, ne bağırırsın küçük bir belâdan, gel tevekkül kıl! Tevekkül ile belânın yüzüne gül ki o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül.49
Nasıl ki, bir mücadelede müthiş bir düşmana karşı gülümsemekle düşmanlık barışa, husumet şakaya döner, küçülüp kaybolur.50 Musibete tevekkülle karşı koymak da öyledir.
Üçüncü Mesele
Her devrin bir hükmü var.51 Bu gaflet zamanında musibet şekil değiştirmiştir. Bazı şahıslar için belâ bazen belâ değil, Cenâb-ı Hakk’ın bir lütfudur.
Ben bu zamanda hasta musibetzedeleri –musibet dine dokunmamak şartıyla– bahtiyar görüyorum. Bu yüzden hastalığın ve musibetin aleyhinde olmak ve musibete uğrayanlara acımak bana makul gelmiyor. Çünkü ne zaman yanıma genç bir hasta gelse onun, dinî vazifelere ve ahirete, emsallerine göre bir derece daha fazla bağlı olduğunu görüyorum. Bundan anlıyorum ki, öyleleri hakkında o hastalıklar musibet değil, Allah’ın bir çeşit nimetidir. Çünkü her ne kadar hastalık o gencin fâni, kısacık dünya hayatını zorlaştırıyor olsa da onun ebedî hayatı için faydalıdır ve bir tür ibadet hükmüne geçer.
Eğer sağlığına kavuşsa gençlik sarhoşluğuyla ve zamanın sefahetiyle elbette hastalıktaki halini koruyamayacak, belki haram zevklere atılacak.
https://youtu.be/79aNm2czM8g?si=wIKEKrTlR5RxC75S
.