Lise · 1. Ünite · 3. Konu

İkinci Lem’a — 3-4. Nükte

Bir iki Söz’de beyan ettiğimiz gibi: Her insan geçmiş hayatını düşününce kalbiyle ve diliyle ya “Ah!” ya da “Oh!” der. Yani ya kederlenir ya da “Elhamdülillah” deyip şükreder.

Üçüncü Nükte

Bir iki Söz’de beyan ettiğimiz gibi: Her insan geçmiş hayatını düşününce kalbiyle ve diliyle ya “Ah!” ya da “Oh!” der. Yani ya kederlenir ya da “Elhamdülillah” deyip şükreder.

Onu kederlendiren, geçmişteki lezzetlerin yok olup gitmesinden duyduğu manevî elemlerdir. Çünkü lezzetin bitmesi elemdir. Bazen geçici bir lezzet, daimî elem verir. Düşünmekse o elemi deşer, kederi akıtır.

Yaşadığı geçici elemlerin sona ermesiyle duyduğu manevî ve daimî lezzet ise insana “Elhamdülillah” dedirtir. Yaradılıştan gelen bu halle beraber insan musibetlerin neticesi olan sevapları, ahirette göreceği mükâfatı ve kısa ömrünün musibet sayesinde uzun bir hayat hükmüne geçtiğini düşünse sabır göstermekten çok şükretmesi “Elhamdülillahi alâküllihal sive-l küfri ve-d dalal” demesi gerekir.

Meşhur bir söz var: “Musibet zamanı uzundur.” Evet, musibet uzun sürer. Fakat çoğu insan tarafından kabul gören inanıştaki gibi sıkıntılı olduğundan değil, belki uzun bir ömür gibi hayatî neticeler verdiği için uzundur.

Dördüncü Nükte

Yirmi Birinci Söz’ün Birinci Makam’ında beyan edildiği gibi:Cenâb-ı Hakk’ın insana verdiği sabır kuvveti evhamla dağıtılmazsa her musibete kâfi gelebilir. Fakat insan, vehimlerin zorlamasıyla, gafletle ve fâni hayatı bâki zannetmekle sabır kuvvetini geçmişe ve geleceğe dağıtırsa o an yaşadığı musibet karşısında dayanamaz ve şikâyete başlar. Âdeta –hâşâ– Cenâb-ı Hakk’ı insanlara şikâyet eder. Hem de çok haksız bir şekilde ve divanece şikâyet edip sabırsızlık gösterir.

Çünkü geçmiş her bir gün musibetli ise zahmeti gitmiş, rahatı kalmış; elemi gitmiş, gelip geçiciliğindeki lezzet kalmış; sıkıntısı bitmiş, sevabı kalmıştır. Bunun için şikâyet değil, belki lezzet alarak şükretmek lâzım gelir. O musibetli günlere küsmek değil, aksine, muhabbet duymak gerekir. İnsanın o geçmiş günleri ve fâni ömrü, musibet sayesinde bâki ve mesut bir ömür hükmünü alır. Geçmişteki o elemleri düşünüp vehme kapılarak sabrının bir kısmını onlara dağıtmak divaneliktir.

Gelecek günler ise madem daha gelmemiştir; o günlerde çekilecek hastalığı veya musibeti şimdiden düşünüp sabırsızlık göstermek, şikâyet etmek ahmaklıktır. “Yarın, öbür gün aç kalacağım, susuzluk çekeceğim.” deyip sürekli yemek, su içmek ne kadar ahmakça bir divanelikse; aynen öyle de, gelecek günlerdeki, henüz var olmayan musibetleri ve hastalıkları düşünüp üzülmek, sabırsızlık göstermek, hiçbir mecburiyet olmadığı halde kendi kendine zulmetmek öyle bir ahmaklıktır ki, insanın şefkat ve merhamete liyâkatini ortadan kaldırır.

Kısacası: Nasıl ki, şükür nimeti artırır,43 aynen öyle de, şikâyet musibeti şiddetlendirir ve merhamete liyâkati ortadan kaldırır.

Birinci Dünya Savaşı’nın ilk senesinde, Erzurum’da mübarek bir zât müthiş bir hastalığa tutulmuştu. Yanına gittim, bana “Yüz gecedir başımı yastığa koyup yatamadım.” diyerek acı bir şekilde şikâyet etti.

Ona çok acıdım. Birden şu hakikat hatırıma geldi ve dedim ki:

“Kardeşim, geçmişteki sıkıntılı yüz günün şimdi sana sevinç veren yüz gün hükmündedir. Onları düşünüp şikâyet etme, onlara bakıp şükret. Gelecek günler ise madem henüz gelmemiştir. Rahman ve Rahîm Rabbinin rahmetine güven, dövülmeden ağlama, hiçten korkma, yokluğa varlık rengi verme. İçinde bulunduğun saati düşün, sendeki sabır kuvveti bu saate kâfi gelir.

Mesela şöyle akılsız bir kumandan gibi yapma: Düşmanın sol tarafındaki birlikler kendi ordusunun sağ tarafına katılıp taze bir kuvvet olmuş ve düşmanın sağ kanadı henüz gelmemişken, o tutar, ortadaki kuvvetlerini sağa ve sola dağıtıp merkezi zayıf bırakır, düşman da az bir kuvvetle saldırıp orayı harap eder.”

Sonra şöyle dedim: “Kardeşim, sen böyle yapma, bütün kuvvetini içinde bulunduğun saate karşı topla. Cenâb-ı Hakk’ın rahmetini, ahiretteki mükâfatları ve fâni, kısa ömrünün uzun ve bâki bir ömre çevrildiğini düşün. Bu acı şikâyet yerine ferahlı bir şekilde şükret.”

O da tamamen rahatlayarak “Elhamdülillâh!” dedi, “Hastalığım ondan bire indi.”

Video Önerisi