Lise · 9. Ünite · 1. Konu
Hamdedenlerin Fazileti
Bu Hadisi Nesâî Sünen’inde ‘Hamdedenlerin Fazileti’ babında rivayet etmiştir.
Hamdedenlerin Fazileti Hadisi
Bu Hadisi Nesâî Sünen’inde ‘Hamdedenlerin Fazileti’ babında rivayet etmiştir.
Abdullah ibnu Ömer radiyallahü Anh’den rivayet edildiğine göre Resulullah Aleyhisselâm şöyle buyurmuştur.
‘Allah’ın kullarından bir kul: Ey Rabbim, Senin vechinin celaline ve hakimiyetinin yüceliğine uygun olacak şekilde Sana hamdederim, dedi. îki melek bunun hakkında tereddüde düştüler ve söyledikleri karşılığında ne yazacaklarım bilemediler. Bunun üzerine göğe yükseldiler ve : Ey Rabbimiz, Senin kulun bir söz söyledi, onu nasıl yazacağımızı bilemedik, dediler. Allah Azze ve Celle kulunun ne dediğini daha iyi bilmekle beraber: Kulum ne dedi? diye sordu. Melekler: Ey Rabbimiz, o, ey Rabbim, Senin vechinin celaline ve hakimiyetinin yüceliğine uygun olacak şekilde Sana hamdederim, dedi diye cevap verdiler. O zaman Allah Azze ve Celle: Onu kulumun söylediği şekliyle yazın, o Bana kavuştuğunda, Ben onun ecrini veririm, buyurdu.
‘Hamdedenlerin Fazileti1 Hadisi’nin Şerhi
Hadiste geçen iki meleğin, sözü geçen kulun hamdine karşılık ne sevap yazacaklarında tereddüde düşmelerinin sebebi, bu hamdin onlara pek büyük görünmesi karşılığında ne kadar sevab yazacaklarını tesbit etmekte güçlük çekmeleridir. Çünkü bu hamdin karşılığı pek büyüktür ve ecrini de ancak Allahü Teala bilir. Allahü Teala o iki meleğe bunun ecrinin ne olacağını bildirmemiştir.
Hâcet Namazı
Herhangi bir ihtiyacı olan kişinin, bu ihtiyacının giderilmesini Allah’tan dilemeden önce kıldığı namaza “Hacet namazı” denir.
Hâcet namazının rekat sayısıyla ilgili mezheplerde farklı görüşler bulunmaktadır. Bu da hâcet namazıyla ilgili rivayetlerden kaynaklanmaktadır. Bir haceti, sıkıntısı, derdi olan kimse abdest alır iki, dört veya on iki rekât namaz kılar.(1) Mendûb olan hâcet namazı, yatsı namazından sonra iki, dört ya da on iki rekât olarak kılınır. Hanefî mezhebinde hakim olan görüş dört rekat kılınmasıdır.(2) Dört rek‘at olarak kılındığı takdirde birinci rek‘atında Fâtiha’dan sonra üç Âyetü’l-kürsî, diğer üç rek‘atında ise Fâtiha’dan sonra birer kere İhlâs, Felâk ve Nâs sûreleri okunur.(3)
Kur’ân, “Sabırla ve namazla Allah’tan yardım dileyin”(4) buyurur. Mü’minler; yalnız Allah’a kulluk etmek ve yalnız O’ndan yardım dilemekle yükümlüdürler.(5) Bu nedenle bir ihtiyaç içindeki insanın namaz ve dua ile Allah’a yönelmesinden, O’ndan yardım dilemesinden daha mâkul birşey olamaz. Hâcet namazı bu yöneliş ve dilemenin bir mukaddimesi niteliğindedir.
Günümüze bakacak olursak ihtiyaçlarımızın (hacetlerimizin) türlü türlü olduğunu görmekteyiz. İnsan yaratılış itibarıyla aciz ve fakir olduğu için ihtiyaçları hiç bitmez. Allah (cc)’ın ise hiçbir şeye ihtiyacı yoktur ve bütün varlık onun kayyum sıfatına dayanarak ayakta durur. O (cc), Rezzak isminin tecellisiyle yerin altındaki kurtçuğun bile rızkını gönderir.
Müslümanların dünyanın dört bir tarafında türlü bela ve musibetlerle inlediği şu günlerde hacet namazıyla Allah (cc)’a hacetlerin arz edilmesinin çok büyük ehemmiyeti bulunmaktadır. Bu namazda insnalar Allah’a en içten duygularıyla hacetlerini söyler ve bu hacetlerinin giderilmesi için Allah (cc)’a yalvarırlar. Allah (cc), Kur’an’da “dua edin ki cevap vereyim” buyurmaktadır.
Meselenin diğer bir yönü de Cenâb-ı Allah’a arz edilen ihtiyaçlar, el açanların himmet hislerine göre farklılaşmasıdır. Kimileri, hayırlı eş, salih çocuk, geniş ev, bol rızık gibi isteklerinden dolayı hâcet namazı kılarlar; adanmış ruhlar ise, gece gündüz i’lâ-yı kelimetullah hesabına yalvarıp yakarırlar.(6) Hacet namazı kılarken kendi şahsi isteklerimizden ziyade ümmet-i Muhammedi ilgilendiren meselelerin Allah (cc)’a arz edilmesi kamil mü’min olmanın bir gereğidir.