Ortaokul · 2. Ünite · 4. Konu

Güzel Ahlâk

Güzel Ahlâk konusu üzerine ders metni, âyet-hadis ışığında açıklamalar ve uygulama önerisi.

Hicretin ilk zamanlarında aç biri Hz. Peygamber’in (s.a.v.) huzuruna gelmiş ve “Çok açım, bana yiyecek bir şeyler ver” demişti. Hz. Peygamber (s.a.v.) evine haber göndererek yiyecek bir şeyler varsa gönderilmesini istedi. Sudan başka bir şey olmadığı bildirildi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) yanındakilere hitaben: “Bu adamı evinde misafir edecek var mı?” buyurdu. Ebu Talha (r.a.):” Ben varım” dedi ve onu alıp evine götürdü. Ama orada da durum aynı idi. Hanımı sadece çocukların yiyeceğinin olduğunu söyledi. Karısına lambayı söndürmesini ve o yiyeceği getirip misafirin önüne koymasını söyledi. Üçü birlikte sofraya oturdular. Karı koca aç durdular ve sanki yiyormuş gibi ellerini getirip götürerek hareket ettirdiler, yemeği o aç misafirin yemesine fırsat verdiler. Bu olay üzerine şu âyet nazil olmuştur: “Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler.” (Haşr, 59/9)

Peki niçin güzel ahlâk sahibi olmalıyız? Bunu birkaç maddede ele alalım: Çünkü dinimiz ibadetlerin yanı sıra özellikle de insanlar arası ilişkilere büyük önem vermiştir ve güzel ahlâka sahip olmayanların, dinini tam olarak yaşamaları mümkün değildir. Çünkü güzel ahlâkı Efendimiz (s.a.v.) temsil ediyordu. Cennete ehil hâle gelmek için onun ahlâkı ile ahlâklanmak gerekir. Allah (c.c.), Kur’ân-ı Kerim’de Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) bütün müminler için en güzel örnek olduğundan bahseder. Başka bir âyette de “Muhakkak ki sen güzel ahlâk üzeresin” buyrulur. Güzel ahlâka ulaşmak, ancak O’nun (s.a.v.) yasadığı gibi yasamakla mümkün olur. Çünkü mümin, güzel ahlâk ile ibadette derinleşmiş insanların derecesine yükselebilir. Bunu Efendimiz (s.a.v.) bir hadislerinde şöyle anlatır: “Kişi güzel ahlâkı sayesinde, gece ibadet eden ve kavurucu sıcakta susuzluk çeken oruçlunun derecesine ulaşır.” Bunu yanlış anlamamak gerekir. İbadet, insanın Allah’a (c.c.) olan kulluğunu göstermesi açısından çok önemlidir.

Bununla beraber insanların içinde yaşayan bir müminin, insanlar arası ilişkilerde dikkat etmesi gereken davranışlara riayet etmesi de gerekir. Bunu yaptığı zaman, başka bir ifade ile güzel ahlâk sahibi olduğu zaman, ibadetlerini en kâmil ve tam manada yerine getirmiş olur. Çünkü güzel ahlâk müminin cennete girmesine vesiledir. Allah Resûlü Efendimiz (s.a.v.), kendisine insanları en çok Cennet’e koyacak olan amel sorulunca “Allah’a takva ve güzel ahlâk.” buyurmuştur ki bu da ibadetle beraber güzel ahlâkın ne derece önemli olduğunu ve insanları cennete götürecek bir özellik taşıdığını belirtir.

Çünkü güzel ahlâk, iman ve inancın, olgun ve kâmil olduğunu gösterir. Efendimiz (s.a.v.) bir müminde bulunamayacak iki hasletten bahseder ve bunların cimrilik ile çirkin ahlâk olduğunu belirtir. Yine Efendimiz (s.a.v.), müminlerin iman bakımından en güzel olanlarının, ahlâken en güzel olanlar olduğunu da beyan eder. Güzel ahlâk aynı zamanda Allah’a (c.c.) karşı yapılan bir kulluktur. Yani güzel ahlâk sahibi olmak demek, ibadet etmek demektir. Zira Efendimiz (s.a.v.) yorulmadan yapılan en kolay ibadetin, boş laf konuşmamak ve güzel ahlâk olduğunu ifade etmiştir.

Çünkü güzel ahlâk Allah’ı (c.c.) ve O’nun sevgili Resûlü’nü (s.a.v.) sevmenin bir alametidir. Kıyamette Efendimiz’e (s.a.v.) en yakın olanların, ahlâkı en güzel olanlar olduğunu anlatan hadis, bunu açık bir şekilde ortaya koyar. Allah (c.c.) bir kulu sevdiği zaman ona güzel ahlâk nasip eder. Çünkü güzel ahlâk, güneşin buzu erittiği gibi günahları yok eder, bitirir. Efendimiz (s.a.v.) kötü ahlâkın da sirkenin balı bozduğu gibi güzel amelleri bozacağını belirtir.

O halde Efendimiz’in (s.a.v.) yaptığı şu duayı yapalım: “Ya Rabbi! Senden, sıhhat ve afiyet ve emanete hıyanet etmemek ve güzel ahlâk ve kaderden razı olmak istiyorum. Ey merhamet sahiplerinin en merhametlisi! Merhametin hakkı için, bunları bana ver!”