Ortaokul · 5. Ünite · 2. Konu
Efendimizin Yaşantısı
Efendimizin Yaşantısı konusu üzerine ders metni, âyet-hadis ışığında açıklamalar ve uygulama önerisi.
Peygamberin gönderiliş gayesi, insanın yaratılış gayesiyle aynı noktada birleşir. O da Allah’a kul olma çizgisidir. Cenâb-ı Hakk, Kur’ân-ı Kerîm’de : “Ben cinleri ve insanları ancak Bana kulluk yapsınlar diye yarattım” (Zâriyât, 51/56)buyurarak bu hususa işaret etmektedir.
Demek oluyor ki, bizim esas yaratılış gayemiz Allah (cc)’ı bilip tanımak ve O’na layıkıyla kul olmaktır. Yoksa, yeme-içme, mal ve mülk kazanma veya dünya buudlu ev-bark sahibi olma değildir. Gerçi bunlar da bizim için fıtrî ihtiyaçlardır. Ancak yaratılışımızın gayesi değillerdir. İşte peygamberler bize, bu sırlı yolu göstermek için gelmişlerdir.Âyette: “Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki ona; ‘Benden başka ilâh yoktur; o halde Bana kulluk edin’ diye vahyetmiş olmayalım” (Enbiya, 21/25) denilerek bu hususa işaret edilmiştir.
Ubudiyet ve Kulluğu ile Efendimiz
Hele ibadeti, hele ibadeti! O’nun ibadetine bakan insan, sanki O, hayatında başka hiçbir iş yapmamış da, hep ibadetetmiş zannederdi. Evet O, kulluğunda bu kadar derindi. Zaten, bütün güzelliklerde de O, öyle değil miydi? O, namazında kulluğunu o denli derin temsil ediyordu ki neredeyse ürperip ağlamadığı namaz yok gibiydi. Başka hiçbir zevk, O’na namazın verdiği zevki vermiyordu. O’nun içindir ki, bir gün şöyle buyurmuştu: “Bana (üç şey)sevdirildi: Namaz, kadın, güzel koku; namaz ise benim gerçek göz aydınlığım.” Demiştir.
Bizden birine, en çok sevdiğimiz insanlardan birinin geldiği müjdelense, nasıl sevinir ve kendimizden geçeriz; AllahResûlü de, namaza duracağı zaman bizim bu duyduğumuz sevinçten yüzlerce kat fazlasıyla sevinç ve coşkunluk duymaktaydı. Efendimiz şöyle buyurmaktadır: “Allah her nebîye bir arzu, istek ve şehvet vermiştir. Bana gelince benim şehvetim, gece namaz kılmaktadır.”
Hz. Âişe Validemiz (r.anha) anlatıyor: “Bir gece uyandığımda, Allah Resûlü’nü yanımda göremedim. Aklıma, diğer hanımlarından birinin yanına gitmiş olabileceği ihtimali geldi. El yordamıyla etrafı yokladım. Elim ayağına dokundu. O zaman Allah Resûlü’nün namaz kılmakta olduğunu anladım.. başı secdedeydi. Kulak verdim, hıçkıra hıçkıra ağlıyor ve şöyle yakarıyordu: “Allahım! Senin gazabından Senin rızana sığınırım. İkâbından affına sığınırım. Allahım! Başka değil, Senden yine Sana sığınırım. (Celâlinden cemâline, gazabından rahmetine, azamet ve heybetinden, şefkat ve re’fetine sığınırım.) Zâtını senâ ettiğin ölçüde, Sen’i senâ etmekten âciz olduğumu itirâf ederim.”
O, ömrünü kullukla geçirmişti. Namaz, O’nun en sevdiği gözdesiydi. Gece gündüz namaz kıldı ve hep öyle yaşadı. Nasıl yaşanırsa öyle ölüneceğini zaten O söylememiş miydi? Ve her fâni gibi O da ölecekti. Ama o, namaz demiş, yaşamıştı ve namaz deyip hayata veda edecekti…
O’nun ibadeti, bir bütünlük arzediyordu. Namazı en mükemmel şekliyle edâ ederken, başka bir ibadet çeşidi olan mesela orucu da ihmal etmiyordu. Haftanın bir-iki gününü mutlaka oruçlu geçiriyor; hatta bazen de o kadar uzun süreoruç tutuyordu ki, sanki hiç iftar etmiyor zannedilirdi.
Efendimiz hem ibadetlerin hepsini ve en derinini/güzelini yapıyordu, ama aynı zamanda diğer işlerden gerikalmıyordu, yani bir Baba, Eş, Aile Reisi, Arkadaş olarakta kusursuz bir şekilde hayatını sürdürüyordu. Zaten Efendimizin (sav) farkı buydu. Bizim için de burda önemli olan hayatın her alanında başarılı olup bunları da ibadeteçevirmek (misal okulda başarılı olup örnek insan olarak) yani hayatımızın her anında iyi bir insan olabilmek için hepibadet penceresinden bakmalıyız.
Ve Efendimizin Kullugunda gördügümüz diğer bir önemli unsur, O hep süreklilik içinde yaptı ibadetini. Yani bizde azda olsa sürekli yapmaliyiz (ayda 1 defa 500 sayfa kitap/kuran okumaktansa, her gün 5 sayfa okumak). Çünkü Efendimizin dediği gibi bu daha hayırlıdır. Ve bu yolda giden en önemli ibadetlerden birisi de namazdır, çünkü bize Allahı ve kulluk vazifemizi günde 5 defa sürekli hatırlatıyor.