Ortaokul · 8. Ünite · 2. Konu

Efendimizin Cesareti

Efendimizin Cesareti konusu üzerine ders metni, âyet-hadis ışığında açıklamalar ve uygulama önerisi.

Peygamberimiz fıtraten cesurdu. Hayatında bir kere bile korkaklık emaresi sayılabilecek bir davranşı olmamıştır. İslam tarihi, Resûl-i Ekrem’in azmine ve cesaretine şehadet eden tablolarla doludur. Resûl-i Ekrem, bütün Arabistan şirk içinde yüzdüğü sırada, yalnız başına tevhid sancağini kaldırmı, büyük bir düşmanlik âlemi ile yalnız başına mücadele etmişti.Azmi ve cesareti sayesinde aşılmaz gibi görünen bütün engelleri aşmiş ve tek başına başladığı mücadelenin sonunda, bir gün çevresinde yüz bin insan toplanmışıtı. Bütün hayati cesaret örnekleriyle dolu olan Peygamberimizin, cesaretiyle ilgili en güzel misaller savaşlarda gösterdiği yiğitlik ve kahramanliklarda ortaya çıkmaktadır. O öyle cesurdu ki, savaşta, savaşın can pazarına dönüp ordunun bozgun tehlikesi geçirdii anlarda bile, atını mahmuzlayıp düşmanın üzerine yürür ve hiç korku emaresi göstermezdi.

Hz. Ali gibi cesur bir sahabe diyor ki: Bedir Savaşi’n da baktim ki, Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem)’a sığınıyor,O’nun arkasına sokuluyoruz. O ise düşmana hepimizden daha yakın durumdaydı. Hepimizin en cesuru O idi. Lider, zor anların adamıdır.Gerçek liderler kriz dönemlerinde ve kritik anlarda ortaya koyduklari performanslakendilerini gösterirler. Peygamberimiz bu yönüyle erişilmez bir cesaret timsalidir. Huneyn Savaşı Peygamberimizin bu yönüne işik tutacak kritik anları olan bir savaştır. Sahabe bu savaşta düşmanın baskınına uğramış ve bozgun tehlikesi yaşamıştır. Berâe b. Azib’in naklettiine göre, bir kimse ona: “Ey Ebu Umare!

Huneyn günü kaçtınız mı?” diye sormuş; Berâe da öyle cevap vermiştir: “Hayır vallahi, Hz. Peygamber (aleyhisselâm) asla geriye dönmedi. Fakat Peygamber’in ashabı içindeki gençler ve acele ile ilerlemek isteyenler, zırhsız, üzerlerinde silah, yahut yeterli silah yokken taarruza geçtiler. Birdenbire bir tek oku bile boşa atmayacak kadar usta atıcıların olduğu bir grubu önlerinde buldular. Usta atıcı olan bu grup Hevazin ve Beni Nadr kabileleri idi. Bunlarin bizim öncülere attıkları okların hiçbiri boşa gitmiyordu. Öncü kuvvetleri bunlara kaşı koydularsa da Hz. Peygamber’in olduğu yere doğru geri dönmeye mecbur kaldılar. Fakat O, beyaz atının üzerinde hiç korkusuz duruyor, Ebu Sufyan bin Haris bin Abdu’l-Muttalip de onu çekiyordu. Hz. Peygamber inerek Allah’tan yardım ve zafer dilediğinde bulundu ve:‘Ben peygamberim, yalan yok; Ben Abdu’l Muttalip oğluyum!’ diyerek bozulan orduyu tekrar harp düzenine koydu.

Resûlullah’in (sav) bu savaşta, tek başına kaldığı anda, atını mahmuzlayıp düşmanın üzerine sürmesi dağılansahabelerin toplanmasına vesile olmuş ve orduya cesaret ve şecaat aşılamıştır.

Enes b. Mâlik’in naklettiği şu olay da Peygamberimizin cesaretini göstermesi bakımından dikkate değerdir. Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), insanların en güzeli, en cömerti ve en cesuru idi. Bir gece Medinelileretraftan yabancı sesler duyarak bir düşman saldırısından korkmuşlardı. İnsanlar sesin geldiği tarafa gittiler.

Peygamberimiz karşılarına çıktı. O daha çabuk davranmış, sesin geldiği yere gitmiş ve olayı araştırmış, Ebû Talha’ya ait çıplak bir atın üstünde kılıcı asılı olarak geri dönüyordu. Onlara “Korkmayın! Korkulacak bir şey yok.” dedi.

Bir sefer dönüşü ordu istirahat için mola vermişti. Peygamberimiz de bir Semure ağacının altında istirahate çekilmiti. Bu durumu fırsat bilen bir düşman O’nun yanına kadar sokulur. Tam o sırada Peygamberimiz uyanır. Bakar ki, başındayalın kilıç bir düşman duruyor. Adam Peygamberimize “Seni benden kim kurtaracak?” deyince Peygamberimiz gayet sakin bir şekilde üç defa “Allah” diye karşılık verir. Adam bu cevabı alınca hiçbir şey yapamadankılıcı elinden atar ve oturur.

Peygamberimiz en tehlikeli anlarda bile cesaretini korumuş ve Allah’a teslimiyetini ortayakoymuştur. Yine hicret esnasında mağaraya sığındıkları zaman Hz. Ebû Bekir Peygamberimiz hakkinda endişelenince ona:“Üçüncüsü Allah olan iki kişi hakkında zannın nedir ki?” diyerek, kritik bir anda hem Allah’a tevekkülünü hem cesaretini ortaya koymuş, hem de Hz. Ebû Bekir’i sakinleştirmiştir.

Bu misallerden de anlatıldğı gibi Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem), en tehlikeli anlarda bile cesaretini korumuş ve çevresine güven ve emniyet kaynağı olmuştur. Sahabe Peygamberimizi daima önde görmeseydi, O’nun cesaret, metanet ve kararlılığına şahid olmasaydı, uzun süre çevresinde kalmaya güç yetiremezlerdi. Peygamberimizin cesaretve kararlılığı sahabeye de güç kaynağı olmuş ve sarsılmayan bir iman ve bağlılıkla en zor ve sıkıntılı günleri aşmaya muvaffak olmuşlardır. Zira liderini daima önde görmeyen bir topluluk kısa sürede dağılmaya mahkûmdur.