Ortaokul · 6. Ünite · 3. Konu
Efendimizi Sevip Örnek Almalıyız
Efendimizi Sevip Örnek Almalıyız konusu üzerine ders metni, âyet-hadis ışığında açıklamalar ve uygulama önerisi.
Allahü Teâlâ, rahmeti gereği kullarını hidayet yolunda tutmak ve doğruya sevk etmek için her dönemde, her mekâna peygamber göndermiş. Bu İlahi tatbikat son Peygamber Hz. Muhammed (sav) in gelmesiyle son bulmustur. Daha önce gelen peygamberler Efendimiz(sav)’e hazırlık yapmışlardır.Hepsi O’nu haber vermis, O’nu müjdelemişlerdir.
Hz. Peygamber’e iman etmek farzdır. Hz. Peygamber (sav)’e iman etmek İslâm’ın erkanından birisi, imanın da şartlarından bir şarttır. Bundan dolayı her müslümanın O’nun Allah tarafından gönderilmiş bir elçi olduğuna şehâdet etmesi, O’nun Rabbinden getirdiği her şeyi tasdik etmesi ve O’ndan gelen bütün sözleri ve fiilleri kabul ederek, O’nu hayatında kendisine örnek alması gerekir.
Hz. Peygamber’i sevmek, her mü’min için en gerekli taatlerden biridir. Zîrâ sevgili Peygamberimiz (sav), “Sizden birinize ben, kendi nefsinden, annesinden, babasından, çocuklarından ve bütün insanlardan daha sevimli olmadığı müddetce tam iman etmiş sayılmaz.” Bu sevgi bir insanda gerçekleşmezse, o insan gerçek mü’min olamaz.
Şüphesiz ki insan, iyiliğin esiridir. Kalpler kendisine iyilik yapana karşı sevgi duymak üzere yaratılmıştır. Eğer bir insan, kendisine iyilik yapan bir insanı severse, ya ona bir hediye verir veya dar zamanında yardım eder. Bir kişi başka bir kişiyi sevince bunları yaparsa, o halde, bütün âlemlere hidayetle gelen, bütün insanlık için rahmetle gönderilen insanlara kitabı ve hikmeti öğreten, dünya ve ahiret saadetine kavuşma yolunu açıklayan bu yüce Peygamber’e karşı tutumumuz ne olması gerekir?
Hiç şüphesiz ki; Allah sevgisinden sonra sevgiye en lâyık olan Hz. Muhammed (sav)’dir.
Karanlıkta bir Işık
İrfan’ın babası kaptandı. Bir gün oğlunu da alıp gemisiyle denize açıldı. Bir gece şiddetli bir fırtına çıktı. İrfan çok korktu. Gök gürlüyor, şimşekler çakıyor, rüzgâr gürül gürül esiyordu. Geminin sallanması yüzünden her şey alt üst olmuştu. Gemiciler öteye beriye koşuyorlar, bağrışıyorlardı.
Bir ara: -Pusula kırıldı kaptan! diye bağırdıklarını duydu. Babasının yanına koştu:
“Babacığım, pusula ne demek?”
“Yönümüzü bulmamıza yarayan bir âlet, oğlum,” dedi babası.
“Kırılınca ne olur peki?”
“Yönümüzü bulamayız. Çok fena!”
Gece yarısına doğru fırtına dindi, ama ne yöne gittiklerini bilmiyorlardı. Kara görünmüyordu. Hiçbir yerde ışık yoktu. Birden sevinç çığlıkları kopunca İrfan güverteye fırladı.
“Nedir, ne oluyor?” “Deniz feneri, deniz feneri!”
“Babacığım, deniz feneri nedir?” Parmağıyla uzakları gösterdi. Işık bir yanıyor, bir sönüyordu. Babası: “İşte deniz fenerinin ışığı oğlum”, dedi. “Artık korkmana gerek yok. Nerede bulunduğumuzu biliyorum.”
Merak ediyordu: “Nasıl anladınız bunu?” “Deniz feneri sayesinde. Deniz feneri, denizcilerin en büyük dostudur. Yolumuzu onun sayesinde buluruz.
Karanlıkta bize dost elini uzatıyor”. Sonra sözlerine şöyle devam etti.
“Peygamberler de böyledir İrfan. Yolunu şaşırmış insanlara doğru yolu göstermek için Allah tarafından gönderiliyorlar.”
İrfan anlamıştı. Demek peygamberler, insanlara doğru yolu göstermek için Allah tarafından gönderiliyorlardı.
“Sağ ol babacığım, çok iyi anladım.”
Âyet
“Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.” — Enbiyâ Sûresi, 107. ayet
Hadis
“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”
Düşünelim
Birine acımakla gerçekten merhametli davranmak arasında nasıl bir fark vardır?
Bu Haftanın Uygulaması
Bu hafta bir insana, evde bir aile üyesine ve bir canlıya karşı üç farklı merhamet davranışı yapmaya çalış.