Ortaokul · 2. Ünite · 3. Konu
Dördüncü Söz (Namaz)
Namazın ne kadar kıymetli ve mühim olduğunu, ne kadar az bir gayretle ne çok şey kazandırdığını, namazsız insanın ne kadar divane ve zararda olduğu nu iki kere iki dört eder derecesinde…
Namazın ne kadar kıymetli ve mühim olduğunu, ne kadar az bir gayretle ne çok şey kazandırdığını, namazsız insanın ne kadar divane ve zararda olduğu nu iki kere iki dört eder derecesinde kesin bir şekilde anlamak istersen, şu temsilî hi kâ yeciğe bak, gör:
Bir zaman büyük bir hükümdar, iki hizmetkârını, her birine yirmi dört altın verip ikamet etmeleri için iki ay uzaklıktaki has ve güzel çiftliğine gönderir.
Onlara der ki: “Şu parayı yol ve bilet masrafı yapınız, orada size lâzım olacak bazı şeyleri satın alınız. Bir günlük mesafede bir istasyon var. Oraya hem araba hem gemi hem tren hem de uçak bu lunur. Herkes sermayesine göre birine biner.”
İki hizmetkâr bu dersi aldıktan sonra yola çıkarlar. Bahtiyar olan, istasyona kadar parasının bir kısmını harcar. Fakat o masrafla birlikte, efendisinin hoşuna gidecek öyle güzel bir ticaret yapar ki, sermayesi birden bine çı kar.
Öteki hizmetkâr, talihsiz ve serseri olduğundan istasyona kadar yirmi üç altınını harcar.
Kumar gibi şeylere verip ziyan eder. Elinde bir tek altın kalır. Arkadaşı ona,
“Yahu, bu uzun yolda yaya ve aç kalmamak için şu altınını bir bilete ver. Efendimiz kerimdir; sana merhamet eder, işlediğin kusuru bağışlar. Seni de uçağa bindirirler, ikamet edeceğimiz yere bir günde gideriz. Yoksa iki ayda aşılan bu çölde aç, yaya ve yalnız yolculuk etmeye mecbur kalırsın. der.
Acaba şu adam inat ederek o tek altınını bir define anahtarı hükmündeki bilete vermeyip geçici bir lezzet için eğlenceye sarf etse; onun gayet zararda, akıl sız ve talihsiz olduğunu en akılsız adam bile anlamaz mı?
İşte ey namazsız insan ve ey namazdan hoşlanmayan nefsim!
O hükümdar, Rabbimiz, Hâlık ’ımızdır. O iki hizmetkâr yolcudan biri dindar, namazını şevkle kılan; öteki ise gafil ve namazsız insandır. O yirmi dört altın, her günkü yirmi dört saatlik ömre işaret eder. O has çiftlik, cennettir. O istasyon, kabirdir. O seyahat ise insanın kabre, haşre, ebediyete gidecek yolculuğudur. Amellere ve takvanın derecesine göre, o uzun yol farklı mertebelerde kat edilir. Takva sahiplerinden bir kısmı, şimşek gibi, bin senelik yolu bir günde geçer. Bir kısmı da hayal gibi, elli bin senelik mesafeyi bir günde aşar. (Kur’an-ı Azîmüşşan bu hakikate iki ayetiyle işaret ediyor.
O bilet ise namazdır. Bir tek saat, abdestle beraber beş vakit namaza kâfi gelir.
Acaba, yirmi üç saatini şu kısacık dünya hayatına sarf eden ve o uzun, ebedî hayata bir tek saatini ayırmayan insan, ne kadar zarardadır, nefsine ne kadar zulmeder ve ne kadar akılsızca davranır! Zira bin adamın katıldığı bir piyango kumarına malının yarısını vermeyi akıl kabul etmez, çünkü kazanç ihtimali binde birdir. Malının yirmi dörtte birini, kazanma ihtimalinin yüzde doksan dokuz olduğu tasdik edilmiş ebedî bir hazineye vermemek de, aynı şekilde, akıl ve hikmete zıt hareket etmektir. Kendini akıllı zanneden insan bunu anlamaz mı?
Halbuki namazda ruh, kalb ve akıl için büyük bir rahatlık vardır. Hem namaz bedene de o kadar ağır bir iş değildir.
Hem namaz kılanın dünyaya ait diğer mubah işleri de güzel bir niyetle ibadet yerine geçer. İnsan, ömür sermayesini bu şekilde ahirete mal edebilir. Böylece fâni ömrünü bir yönüyle ebedileştirir.
Press enter or click to view image in full size
İZAH
İslamiyet adlı bu din evinin merkezinde duran ve onu ayakta tutan bir de temel sütunu vardır. Bu da namazdır.
Nasıl bir binanın veya bir çadırın merkezinde duran sü- tun veya direk kalktığında o yapı çöker, öyle de namaz olmadan dinin ayakta durması ve içinde oturulacak bir ev olması mümkün değildir. Sağlam, güvenli bir ev inşa edilmek isteniyorsa, namaz sütunun güzelce dikilmesi yani ikame edilmesi birinci şarttır.
Hadis-i Şerif’te belirtildiği üzere namaz hem temiz hem de temizleyici, akan bir nehir gibidir. Kim günde beş defa bu suyla yıkanırsa, çıktığı vakitler biraz kirlense de o kirler üzerinde kalıcı olmaz. Hem devamlı temizlenen bir insan temizlik noktasında bir hassasiyet kazanır ve kirlen- mek dahi istemez. Ki asıl namaz da insanı günahlardan alıkoyan namazdır. Ve istemeden, fark etmeden bulaşan kirleri de temizleyendir.
Hadislerde belirtildiği üzere iki makbul dua arasında- ki dualar da makbuldür. Aynen öyle de iki salih, makbul amel arasındaki diğer ameller de salih ve makbul olur.
Beş vakit farz namaz iç ve dış şartlarına uyularak kılın- dığında şüphesiz en kıymetli salih ameldir ve iki namaz arasında insanın yaptığı günlük işleri de salih amel hükmünü almaktadır. Çalışmak, yemek, içmek hatta uyumak gibi insanın mecburen yerine getirdiği işlerin tamamı, namazını kılan ve kavuşup kavuşamayacağı belli olmayan bir sonraki vaktin namazını kılmaya niyetli olan insan için ibadet kıymetini kazanmaktadır.
Ana fikir:
Namazın ne kadar kıymettar ve mühim, ne kadar ucuz ve az bir masraf ile kazanıldığı, namazsız adamın ne kadar divâne ve zararlı olduğu.
Ana fikri açıklayan cümle:
Birtek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir. Acaba, yirmi üç saatini şu kısacık hayat-ı dünyeviyeye sarf eden ve o uzun hayat-ı ebediyeye bir tek saatini sarf etmeyen ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilâf-ı akıl hareket eder!
Alınacak ders:
Namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem, cisme de o kadar ağır bir iş değildir.