Üniversite · 3. Ünite · 4. Konu

Bu Tavşan Başka Tavşan

Tavşanlar, uzun kulakları, yumuşacık tüyleri ve pek çok sevecen tavrıyla tanıdığımız hayvanların başında gelir. Arka ayaklarının ön ayaklarından uzun olmasıyla farklılık gösteren bu…

Tavşanlar, uzun kulakları, yumuşacık tüyleri ve pek çok sevecen tavrıyla tanıdığımız hayvanların başında gelir. Arka ayaklarının ön ayaklarından uzun olmasıyla farklılık gösteren bu sevimli canlılar, Madagaskar ve Antarktika dışında bütün dünyada yaşayabilecek şekilde var edilmişlerdir. Dünya genelinde, bilim adamlarının tespit ettiği kadarıyla 45 değişik türü mevcuttur. Burada bahsimize konu olacak tavşan türü ise çok farklı bir yönü olan Amerikan tavşanı.

İnsanlar için son derece zehirli ve öldürücü olan ‘ölüm meleği mantarı’, ülkemizdeki ölümcül zehirlenmelerin neredeyse % 95'inden sorumlu, son derece zehirli ve tehlikeli bir mantardır. Bu mantara yaz başlarında ve sonbahar aylarında ormanlarda çok sık rastlanır. Mantarın içerdiği amanitin maddesi, sindirildikten 8–12 saat sonra ilk belirtilerini gösterir ve karaciğer-böbrek metabolizmasının yok olmasına sebep olur. Zehrine karşı henüz bir ilaç geliştirilememiştir. Bu mantarın bir kişiyi öldürmesi için 20 – 25 gram tüketilmesi kâfi gelmektedir.

Bu mantar; 1994 yılı Kasım ayında, İstanbul'da seri zehirlenmelere yol açmış ve yirmiden fazla insanımızın ölmesine sebep olmuştu. Peki, bilim dünyasının henüz çözemediği dolayısıyla da panzehirini ortaya koyamadığı masum görünümlü bu amansız zehirli mantarla mevzumuzun ilgisi nedir?

Bizler için bu kadar tehlikeli olan bu mantarlar, bahsettiğimiz tavşanlara lezzetli bir gıda olmanın yanında zehirleri bedenlerine hiç mi hiç zarar vermez.

Amerikan tavşanları bol bol ve severek yedikleri bu zehirli mantarın zehrinden nasıl kurtulurlar? Bu soruya bugün bile cevap bulunabilmiş değildir. Uzun kulaklı ve masum bakışlı bu tatlı hayvan, biyoloji, kimya gibi bilimlerde binlerce yıllık ilmî birikimimize rağmen zehirler hususunda henüz keşfedemediğimiz korunma mekanizmasına nasıl sahip olmuş olabilir?

Bu bakımdan bu sevimli canlıların araştırılması zehirlenmenin önlenmesi açısından büyük önem arz etmektedir.

Bu ölümcül zehirden etkilenmeyen tavşanın vücudunda nasıl bir düzenin bulunduğu bugün için bile anlaşılmış değildir. Rızıkları peşinde koşan bu sevimli canlılar, hiç farkında olmadan var edildikleri günden beri Hikmeti Sonsuz'un sanatını, haykırırcasına göstermekte ve bilim dünyasına ilham kaynağı olmaya devam etmektedir.

Ne dersiniz? Biz akıl sahipleri, bir uzunkulak kadar dahi olsa zehirle baş edemeyecek miyiz?

Video Önerisi