Ortaokul · 1. Ünite · 3. Konu
Bismillah
Bismillâh” her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübarek kelime, İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtınlisân-ı hâl ile vird-i zebânıdır.
Bismillâh” her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil ey nefsim! Şu mübarek kelime, İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtınlisân-ı hâl ile vird-i zebânıdır.
“Bismillâh” ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle. Şöyle ki:
Bedevî Arap çöllerinde seyahat eden adama gerek- tir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himâyesine girsin. Tâ, şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedarik edebil- sin. Yoksa tek başıyla hadsiz düşman ve ihtiyacâtına karşı perişan olacaktır.
İşte böyle bir seyahat için iki adam sahraya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevâzi idi, diğeri mağrur. Mütevâzii, bir reisin ismini aldı, mağrur almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kâtıu’t-tarîka rast gelse, der: “Ben, filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî def olur, ili- şemez. Bir çadıra girse, o nâm ile hürmet görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, tarif edilmez. Daima titrer, daima dilencilik ederdi. Hem zelîl, hem rezîl oldu.
İşte ey mağrur nefsim! Sen o seyyahsın. Şu dün- ya ise, bir çöldür. Aczin ve fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcâtın nihayetsizdir. Madem öyledir; şu sahranın Mâlik-i Ebedî’si ve Hâkim-i Ezelîsi’nin ismini al.. tâ, bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisâtın karşısında titremeden kurtulasın.
Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki; senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rah- mete raptedip Kadîr-i Rahîm’in dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar.
Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki; askere kaydolur, devlet nâmına hareket eder. Hiçbir kim- seden pervâsı kalmaz. “Kanun nâmına, devlet nâmına” der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.
Başta demiştik: “Bütün mevcudât, lisân-ı hâl ile ‘Bismillâh’ der. Öyle mi?”
Evet, nasıl ki görsen; bir tek adam geldi. Bütün şehir ahâlisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işler- de çalıştırdı. Yakînen bilirsin; o adam kendi nâmıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki, o bir askerdir. Devlet nâmına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder.
Öyle de her şey, Cenâb-ı Hakk’ın nâmına hareket eder ki; zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler başların- da koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek her bir ağaç “Bismillâh” der; hazine-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık edi- yor. Her bir bostan “Bismillâh” der; matbaha-yı kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit, pek çok, muhtelif lezîz taamlar, içinde beraber pişiriliyor. Her bir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar, “Bismillâh” der; rahmet feyzinden birer süt çeşmesi olur. Bizlere, Rezzâk nâmına en latîf, en nazif, âb-ı hayat gibi bir gıdayı tak- dim ediyorlar. Her bir nebat ve ağaç ve otların ipek gi- bi yumuşak kök ve damarları, “Bismillâh” der; sert olan taş ve toprağı deler geçer. “Allah nâmına, Rahmân nâmına” der, her şey ona musahhar olur.
Evet, havada dalların intişârı ve meyve vermesi gibi, o sert olan taş ve topraktaki köklerin kemâl-i suhûletle intişâr etmesi ve yer altında yemiş vermesi, hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalma- sı, tabiiyyûnun ağzına şiddetle tokat vuruyor. Kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki:
“En güvendiğin salâbet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yı Mûsâ (aleyhisselâm) gibiemrine imtisâl ederek, taşları şak eder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince nâzenîn yapraklar, birer âzâ-yı İbrahim َaleyhisselâm) gibi ateş saçan hararete karşı( ”.âyetini okuyorlar
Madem her şey mânen “Bismillâh” der. Allah nâmına, Allah’ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi “Bismillâh” demeliyiz. Allah nâmına vermeliyiz, Allah nâmına almalıyız. Öyle ise, Allah nâmına verme- yen gafil insanlardan almamalıyız.
Sual: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiyat isti- yor?
Elcevap: Evet, o Mün’im-i Hakikî, bizden o kıymet- tar nimetlere, mallara bedel istediği fiyat ise; üç şeydir:
Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir. Başta “Bismillâh” zikirdir. Âhirde “Elhamdülillâh” şükürdür. Ortada, “Bu kıymettar harika-yı sanat olan nimetler; Ehad-i Samed’in mucize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşün- mek ve derk etmek” fikirdir.
Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp, hediye sahibini tanı- mamak ne derece belâhet ise, öyle de; zâhirî mün’imleri medih ve muhabbet edip, Mün’im-i Hakikî’yi unutmak ondan bin derece daha belâhettir.
Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen; Allah nâmına ver.. Allah nâmına al.. Allah nâmına başla.. Allah nâmına işle.. vesselâm.
İZAH
İnanmış insan hayatının hiçbir safhasında ken- di adına, nefsi hesabına hareket etmez, ede- mez; aksine her hâlinde Cenâb-ı Hak namı- na hareket etmek durumundadır. Ancak buna
böylece inanıp kendisini kul bildiği gibi; bunu bildirmesi dahi gerekir. Mesela bir trafik memurunun el hareketle- riyle arabalar durur, ilerler veya sağa, sola döner. Çünkü üstünde devletin üniformasını taşımaktadır. Fakat aynı memur, üniformasız bir şekilde yola çıkıp kolunu hava- ya kaldırıp indirse muhtemelen ezilecektir. Çünkü kim- senin onun devlet adına hareket ettiğini bilmesi müm- kün değildir.
Mümin olarak her işimizde, hem insanlara hem de diğer varlıklara, Allah’ın memuru olarak hareket ettiğimizi bildirmemiz gerekmektedir. Her ne iş yaparsak yapa- lım “Bismillah” demekle görünen (bitki, hayvan, insan), görünmeyen (cin, melek, ruhani) tüm yaratılmışlara ki- min hesabına iş gördüğümüzü bildirmiş oluruz. Hayat yolculuğunun her durağında karşılaştığımız dostlara dost olduğumuzu, yol kesen düşmanlara ise sonsuz güç sahi- bi olan Allah (c.c.) adına hareket ettiğimiz bildirmenin en esaslı yolu Besmele çekmektir.
Evet, yol kesen çoktur, en birincisi ise şeytandır. Şeytan’ın en birinci hedefi ise iman kalesini ele geçir- mektir. Şeytan çok iyi bilir ki orayı tahrip ederse, baş- kenti işgal etmiş olacak, diğer şehirler de dolayısıyla çö- kecektir. Ancak orayı ele geçiremezse vazgeçecek de de- ğildir. Altı yönden gelerek müminin güzel amellerinden eksiltmeye çalışacaktır. Bu yüzden mücadele de devam- lı sürecektir.
Cennete varmasını hedeflediğimiz hayat yolumuzun şeytan ve taraftarları tarafından kesilmemesi için devamlı uyanık kalmamız gerekmektedir. Uyanık kalıp zarar gör- meden zafere ulaşmamızın yolu ise şeytanı ve nefsimizi unutmadan, en mühim silahımız ve tâmir aletimiz olan, “Euzu Besmele”yi her işimizin başında söylemektir. Biz besmele çekmekle, bu yol kesicilerin aklımıza ve kalbimi- ze giden yollarını baştan kesmiş oluruz.
Sayısız nimetleri veren Rabbimiz verdiklerine karşı- lık olarak bizden, bu nimetlerle buluşma kavşağında bes- mele çekerek zikretmemizi, bu nimetlerden istifade eder- ken fikrederek kıymetini takdir etmemizi, neticesinde ise bu nimetlere olan ihtiyacımızın şuurunda bir kul olarak şükretmemizi istemektedir. Bu çok kolay ödenecek ücreti ödemez isek, korkulur ki kabrin öbür tarafında daha pa- halı bir bedel ödemeye mecbur oluruz.
Ana fikir:
Bismillâh’ın ne büyük tükenmez bir kuvvet, ne çok bitmez bir bereket olduğu.
Çalışmalar:
1. Tabiatta, varlığın hâl lisanı ile Bismillah demesine dair örnekler araştırınız.
2. Bizim ve diğer varlıkların acizlik ve fakirliğine da- ir örnekler veriniz.
3. İşlerimizde Allah nâmına vermeye, Allah nâmına almaya, Allah nâmına başlamaya, Allah nâmına işleme- ye dair örnekler veriniz.