Ortaokul · 3. Ünite · 2. Konu

Arkadaşlık

Arkadaşlık konusu üzerine ders metni, âyet-hadis ışığında açıklamalar ve uygulama önerisi.

Huyları ve düşünceleri birbirlerine yakın olan kimselerin kurduğu dostluk Resul-u Ekrem (s.a.v.): “Mü’min, mü’min kardeşinin aynasıdır.” “Arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.”

Arkadaşlar, sevilen insanlar arasından seçilir. İnsan sevdiğinin kusurunu görmez, eksikliklerini fark etmez. Onun ahlâkını benimser. Bunun için arkadaş seçerken dikkatli olmak gerekir. Rastgele bir arkadaş seçimi insanı felâketlere sürükleyebilir. Akıllı, Allah’tan (c.c.) korkan güzel ahlâklı insanlarla arkadaş olmaya çalışılmalıdır. Kötü arkadaş kötülüklerine bizi de bulaştırır. Unutulmamalıdır ki iyi arkadaş, bizi insanlara sevdiren, ihtiyaç duyduğumuzda ve yalnız kaldığımızda yanımızda olan, düştüğümüzde elimizden tutan kişidir.

Kur’an’ın müminlere bu müjdesi, ne engin bir mutluluktur. Dünyada birbirini Allah (c.c.) için sevmiş, birbirine destek verip yardım ederek kardeşlik kurmuş müminler, ahirette, kerim olan Allah’ın huzurunda şerefli bir arkadaşlık içindedirler. Mümin, bu saadeti, Allah’a (c.c.) ve Resulü’ne (s.a.v.) itaatle elde etmiştir.

Mümin, Allah ve Resulüne itaat edenlerle arkadaşlık kurarak ve onlarla birlikte İslâm toplumunu oluşturarak, bu mertebeye ulaşmıştır.

İslâm toplumu, müminlerin oluşturduğu ve esası iman üzerine kurulu bir kardeşlik ve arkadaşlık toplumudur. Bu arkadaşlıkta bağlar, akide (iman) bağıdır, Allah’a itaat ve resulüne itaat bağıdır. Bu cemiyette arkadaşlıklar ve dostluklar, dünya menfaati için kurulmaz. Arkadaşlıklar, ahirette resullerle, sıddıklarla, şehitlerle ve salihlerle beraber olmak ve Allah’ın (c.c.) ahiretteki nimetine nail olmak için kurulur.

Buna karşılık isabetle seçilemeyen arkadaş ve dostlar, insanı hem dünyada hem ahirette felâkete sürükler. Felâket gelip çatınca da hemen uzaklaşır giderler. Onları çevrelerindeki insanlara bağlayan şey menfaatleridir. Menfaatlerinin bittiği yerde dostlukları yok olur gider. Hâlbuki hakiki arkadaş, kişinin “kara gününde”, felâket anında yanında bulduğuarkadaş ve dostudur.

Dost ve arkadaşlarını Allah’a (c.c.) kavuşmayı reddeden, arzu, hevâ (heves) ve şehvet düşkünü kişilerden seçenlerin dostluklarına şeytan destek olmakta ve onları yalnız bırakmamaktadır. Bu insanların, Allah’ı (c.c.) anmaktan uzaklaştıkça şeytan ile olan dostlukları artar. Şeytan devamlı olarak onlara fısıldamaktadır. Yaptıkları fenalığı hoş göstermekte, gittikleri yolun doğruluğunu onlara telkin etmektedir. Ama: “Nihayet bize gelince der ki: “Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Ne kötü arkadaşmışsın sen!” (ez-Zuhruf, 43/38) hükmü gereğince, kötü arkadaş seçen gerçeği anlayacaktır. Ama şeytan ve kötü arkadaş görevlerini yapmışlar, haktan onu uzaklaştırmış ve Allah’ın (c.c.) azabına yaklaştırmışlardır.

Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş. “Arkadaşlarınla tartışıp, kavga ettiğin her zaman bu tahtaya bir çivi çak” demiş. Genç, ilk gün tahtaya 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendinikontrol etmeye çalışmış ve geçen her gün daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahtanın önüne götürmüş. Gence “Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahtadan bir çivi çıkar sök” demiş.

Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki her çivi çıkarılmış. Babası ona “Aferin iyi davrandın ama bu tahtaya dikkatli bak. Çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak” demiş.

Arkadaşlarla tartışılıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara (delik) bırakır. Arkadaşına bin defa kendisini affettiğini söyleyebilirsin, ama bu delik aynen kalacak kapanmayacak. Bir arkadaş ender bulunan bir mücevher gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir, ihtiyaç duyduğunda sana yardımcı olur, seni dinler ve sana yüreğini açar” demiş.

Video Önerisi