Ortaokul · 1. Ünite · 4. Konu

Arkadaşlık

İyi arkadaş nasıl seçilir? Sahabe örnekleri, hadisler ve arkadaş çevresinin insana etkisi.

Rebah b. Rebi şöyle anlatıyor: “Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) ile birlikte bir savaşa çıkmıştık. Resulullah her üç kişiye bir deve vermişti. İki kişi deveye biniyor, üçüncüsü de deveyi çöllerde sürüyordu. Dağları inmekte iken Resulullah yanıma geldi. Ben o sırada yürüyordum. Bana: ‘Rebah, yürüyorsun ha!' dedi. ‘Ben deveden indim. Şimdi sıra arkadaşlarımda.' diye karşılık verdim.

Daha sonra Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) arkadaşlarımın yanına geldi. Onlar hemen deveyi çöktürerek indiler. Yanlarına varınca bana: ‘Şu deveye bin ve geri dönünceye kadar da inme, biz seni takip ederiz.' dediler. ‘Niçin?' diye sordum. ‘Çünkü Resulullah senin için; Doğrusu salih bir arkadaşınız var. Ona iyi davranın, buyurdu' diye cevap verdiler.”

Arkadaşlar, sevilen insanlar arasından seçilir. İnsan sevdiklerinin kusurunu görmez, eksikliklerini fark etmez. Onun ahlakını benimser. Bunun için arkadaş seçerken dikkatli olmak gerekir. Rastgele bir arkadaş seçimi insanı felaketlere sürükleyebilir. Akıllı, Allah'tan korkan, güzel ahlaklı insanlarla arkadaş olmaya çalışmalıdır. Kötü arkadaş, başkalarının bizim için beslediği iyi duyguları yok eder, kötülüklerini bize de bulaştırır. Akılsız dost, akıllı düşmandan daha çok zarar verir.

İnsan sosyal bir varlık olduğu için arkadaş ihtiyacı vardır. O yüzden herkesin iyi arkadaş edinmesi gerekir. Eskilerin şu sözleri ne güzeldir: “Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” “Üzüm üzüme baka baka kararır.” “Gül, güller arasında yeşerir.” “İyi arkadaş, güzel koku satan gibidir, hiç olmazsa kokusundan istifade edilir.” “İyi arkadaş, insanı Cennete; kötü arkadaş da Cehenneme götürür.”

Hadis-i şerifler

“Mü'min, mü'min kardeşinin aynasıdır.” (Tirmizî, Birr, 18)

“İnsan sevdiği kişi ile beraberdir.” (Buhârî, Fezâilu Ashabi'n-Nebî, 7)

“İyi ve kötü arkadaşın hâli, güzel koku satanla körük çekenin hâline benzer: Misk satan, ya sana güzel kokusundan bir miktar hediye eder, ya sen satın alırsın, ya da (hiç değilse onunla beraber olduğun sürece) güzel koku koklamış olursun. Körük çeken kimse ise, ya elbiseni yakar ya da (en azından) körüğün pis kokusundan rahatsız olursun.” (Buhârî, Zebâih 31, Büyû' 38; Müslim, Birr 146)

İyi arkadaş nedir, nasıl olmalıdır?

İnsan sosyal bir varlıktır ve sosyal çevresine muhtaçtır. Bu işin kritik noktası insanların, kendilerine iyi ve hayırlı arkadaşlar seçebilmesidir. İnsani açıdan arkadaşların sadakati, saygısı, sevgisi ve vefası ön plana çıkar.

İyi ve hayırlı arkadaş, sizinle iken Allah'tan bahseder ve yokluğunuzda Allah'a sizden bahseder. Arkadaşlıklar aynı hedef, gaye ve yaşam tarzı üstüne kurulur. Biz, hedefimiz ve yaşam tarzımıza göre arkadaşlarımızı seçmeliyiz. Böylece arkadaşlarımızla aynı dertleri paylaştığımız vakit gayemiz peşinde rahatlıkla koşabilir ve birbirimize destekçi bile olabiliriz.

Misal: Okulda iyi notlar hedefleyen arkadaşlar bizi iyi yönde etkiler. Dinî hassasiyet gösteren bir çevre bize hassasiyet katar. Yani helal bir çevre edinirsek, helal dairede kolaylıkla kalabiliriz.

Sahabe Efendilerimizden

Ebu Hüreyre Hazretleri'nden nakledilen bir rivâyete göre: “Bir gün Hz. Peygamber'in (a.s.v.) huzuruna bir adam geldi. Açlıktan takatinin kesildiğini söyledi. Resûlullah Efendimiz, hanımlarına bu adama bir şeyler vermeleri için haber gönderdi. Hanımları evlerinde sudan başka bir şey bulunmadığını söyleyince Resûl-i Ekrem (a.s.v.): ‘Bu gece bu adamı kim misafir edecek?' dedi.

Bunun üzerine Ensâr'dan biri (Ebu Talha olduğu rivayet edilmektedir): ‘Ya Resûlallah, ben misafir ederim' dedi ve misafiri evine götürdü. Evde hanımına yiyecek bir şey bulunup bulunmadığını sordu. Hanımı da yalnız çocukların yiyeceği kadar bir şey bulunduğunu söyledi. O da: ‘Öyleyse onları bir şeyle avut, sofraya gelmek isterlerse uyut. Misafirimiz eve gelince lambayı söndür, ona kendimizi de yiyormuş gibi gösterelim' dedi.

Sofraya oturdular. Misafir karnını doyurdu. Kendileri karanlıkta yiyormuş gibi davrandılar, kaşıklarını sofraya boş uzatıp, geriye boş çevirdiler ve aç yattılar…” Sabah olunca ev sahibi, Peygamberimiz'in (a.s.v.) yanına gitti. Resûlullah ona: “Bu gece misafirinize karşı yaptığınız davranıştan Allah razı oldu.” buyurdu.

Riyâzü's-Salihîn, Buhârî, Müslim gibi önemli hadis kaynakları Haşir Sûresi'nin 9. âyetinin bu olay üzerine nazil olduğunu yazmaktadırlar. Âyet-i kerimenin meali şöyledir: “Muhâcirlerden önce, Medine'yi yurt ve iman evi edinenler, kendilerine hicret edip gelenlere saygı beslerler. Onlara verilen şeylerden dolayı nefislerinde bir kaygı duymazlar. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, başkalarını kendi öz canlarına tercih ederler.”

Video Önerisi