Ortaokul · 1. Ünite · 4. Konu

Allah’ın (c.c.) Varlığının Delilleri

Allah’ın (c.c.) Varlığının Delilleri konusu üzerine ders metni, âyet-hadis ışığında açıklamalar ve uygulama önerisi.

Hz. İbrahim (a.s.) henüz çocuk denilebilecek yaşlarda iken, putların ne kadar yararsız olduğunu biliyordu. Ailesi ve çevresindeki insanlar puta tapıyorlardı ancak Hz. İbrahim (a.s.) bunun yanlışlığının farkındaydı. Hz. İbrahim bir gece gökyüzünde parlak bir yıldız gördü. Yıldız çok parlaktı. “Benim Rabb’im budur!” dedi.

Fakat sonra ayı gördü. Gökyüzünde inci misali parlayan ay onu çok etkilemişti. “Benim Rabb’im budur!” dedi. Ancak sabahleyin ay batıp güneş doğunca ayın da rabbi olamayacağını anladı.

Güneş gökyüzündeki yerini alınca etrafı bir sıcak kapladı. İbrahim (a.s.) “Benim Rabb’im budur!” dedi. Güneş battığızaman yine hayal kırıklığına uğramıştı. Sonra düşündü. “Beni ve tüm varlıkları yaratan bir ilah olmalı. Fakat ben onu göremiyorum. Çünkü ben onu görebilecek güce sahip değilim. Yaratılışım onu göremeyecek şekilde. Benim bu düşüncem hakikatin ta kendisidir.

Her varlığı yaratan sonsuz ve eşsiz kudreti olan bir ilah vardır. İşte benim görevim O’na (c.c.) ibadet etmektir!” Onun bu düşüncesi, insanın yalnızca aklını kullanarak Allah’ın (c.c.) varlığını bulabileceğinin en büyük kanıtıdır.

Varın ispatı yokun ispatından her zaman daha kolaydır. Bir elma cinsinin yeryüzünde bulunduğunu, bir tek elmayı göstermekle ispat edebiliriz. Hâlbuki yokluğunu iddia eden kimse bütün yeryüzünü, hatta kâinatı dolaşıp, ancak ondan sonra onun yokluğunu ispat edebilir. Bu ise, imkânsızlık çapında bir zorluk demektir. Öyleyse diyebiliriz ki, yokhiçbir zaman ispat edilemez…

Bir insanın gözünün görmesi için güneşe; kulağının duyması için havaya, akciğerlerinin nefes alması için oksijene ihtiyaç vardır. Bu durum açıkça güneş, atmosfer, oksijen ile insanların ilgili organları arasında yakın bir bağ olduğunugösterir. Yani, gözü kim yaratmışsa, güneşi de o yaratmıştır. Kulağı kim yaratmışsa, atmosferi de o yaratmıştır.

Akciğerleri kim yaratmışsa, oksijeni de o yaratmıştır. Bütün bunları sonsuz ilim, hikmet ve kudrete sahip olanAllah’tan (c.c.) başkasına vermek elbette mümkün değildir.

Bir sarayın kapılarından 999'u açık, biri kapalı olsa, kimse o saraya girilemeyeceğini iddia edemez. İşte inkârcı, devamlı surette kapalı olan o bir tek kapıyı nazara verip onu göstermek ister. Aslında o kapı da, onun ve onun gibi olanların gözlerine çekilmiş perde sebebiyle onların ruh dünyalarına kapalıdır. Mü’min için kapalı kapı yoktur. Yeter ki gözlerini yummasın!.. Zaten 999'u herkese açıktır. Hem de ardına kadar…

Yavru ördek, yumurtadan çıktığı anda yüzmesini becerebiliyor. Kozadan çıkan karıncalar, hemen dehliz kazmaya başlıyorlar. Arı, çok kısa zamanda sanat harikası olan peteği; örümcek ise, gergef inceliğindeki ağını örebiliyor. Bütün bunlardan anlıyoruz ki, bunlar ve bunlar gibi olanlar başka bir âlemde kendilerine öğretilen malumatla ve yaratılıştangelen bir kabiliyetle iş görüyorlar. Hâlbuki insan, her şeyi bu dünyada öğrenmek mecburiyetindedir; hem de varlıklar arasında istidatça en mükemmel yaratık olduğu hâlde. Demek oluyor ki, diğerlerine bu hususiyetleri veren bizzat kendileri değil, her yaptığını hikmetle yapan bir Zat’tır ki, onlara böyle ihsanda bulunmuş…

“Bir köy muhtarsız olmaz, bir iğne ustasız olmaz, sahipsiz olamaz, bir harf kâtipsiz olamaz; biliyorsun. Nasıl oluyor ki,nihayet derecede muntazam mükemmel şu memleket dünya hâkimsiz olur?

Bir başka misal olarak: Bir eczaneye veya ilaç fabrikasına girelim. Bir ilaç elde etmek istiyoruz ve bakıyoruz ki raflarda,elde etmek istediğimiz ilaç dahil, her türlü ilaç için gerekli maddeler, şişeler içinde bulunuyor. Acaba aklı olan bir insan, içlerinde elde etmek istediğimiz ilacı oluşturan maddelerin bulunduğu şişelerin rüzgâr gibi hâricî bir tesirle veyakendiliklerinden devrilip, içlerindeki maddelerin ilaç için gerekli dozda bir araya gelerek, o ilacı oluşturabileceğine ihtimal verir mi?

Ama ne yazık ki, varlığı sadece Allah’ı (c.c.) inkâr adına, güya ilmîlik perdesi altında evrime, tabiata, tesadüflere veya maddeye verenler, böyle bir hurafeye inanmaktan başka bir şey yapmıyorlar.

Video Önerisi