Ortaokul · 7. Ünite · 3. Konu
Allah’a Tevekkül Ediyorum
kısaca kulun Allah’a güvenmesi, dayanması demektir. Fakat tevekkülün bazı kuralları vardır. Kuralsız namaz, namaz sayılamayacağı gibi kuralına uyulmadan yapılan tevekkül de dinin…
Tevekkül:
kısaca kulun Allah’a güvenmesi, dayanması demektir. Fakat tevekkülün bazı kuralları vardır. Kuralsız namaz, namaz sayılamayacağı gibi kuralına uyulmadan yapılan tevekkül de dinin istediği tevekkül olmaz.
Dinimize göre tevekkül, başarmak istediğimiz işle ilgili olarak üzerimize düşen maddî ve manevî her şeyi yaptıktan sonra Allah’tan yardım isteyerek O’na dayanmak demektir.
Başarılı olmak istediğimiz bir işte, üzerimize düşen görevleri eksiksiz olarak yapsak bile Cenâb-ı Hakk’ın onayı olmadan başarılı olmamız mümkün değildir.
Âşık Veysel’in dediği gibi: “Bağır, çağır, emir onun, söz O’nun. ” dur. Bu sebeple Allah Teâlâ’nın iradesinin, bizim istediğimizi onaylaması ve bize yardım etmesi için dua etmeliyiz.
İbadetlerimize, ahlâkımıza, haram ve helâl konusuna özen göstermeliyiz. Sadece maddî şartları yerine getirmemiz çoğu zaman yeterli olmaz.
Yani: “Deveyi bağladım. Her şey bitti. Onu dönünce yerinde bulurum…” anlayışı tam ve doğru bir anlayış değildir. Tevekkülü de başka konuları da dinin bir cümlesine göre değil de dinin o konuyla ilgili genel yaklaşımına göre değerlendirip anlamamız gerekir. Yani dinin emirlerine bir bütün olarak bakmak gerekir.
Peygamber Efendimizin öğrettiği tevekkülü şu olay çok güzel anlatmaktadır:
Bir sahabe, devesini bağlamadan Peygamberimizin yanına girer. Peygamberimiz ona:
“Deveni ne yaptın?” diye sorar. Sahabe: “Allah’a tevekkül ettim.” der.
Peygamberimiz o sahabeye: “Deveni bağla, sonra Allah’a tevekkül et!” der.
Dinimiz: “Namaz kıl!” diyor. Konuyu sadece bu cümleye göre anlayıp uygularsak namazımız olmaz. Oysa “Namaz kıl!” diyen dinimiz: “Abdest al, temiz ol, Kur’ân oku, kıbleye dön…” gibi namazla ilgili yapmamız gerekenleri de sıralıyor. İşte tevekkülü de böyle kapsamlı düşünmeliyiz.